BİLGİ BANKASI

BİLGİ BANKASI

Burdasınız : Anasayfa | Bilgi Bankası
'Matematik korkusu' nedir?
04-03-2016 05:34

'Matematik korkusu' nedir?

David Robson / BBC Future Akıldan hesap yapmak çoğu kişi için stres kaynağı olabilir. Bazı insanlarda sayı korkusu vardır. Sayılarla uğraşırken beyni felce uğratan nedir? Avuçlar terler, kalp atışı hızlanır, boğazınız kurur. Bazıları için insan içinde basit herhangi bir toplama-çıkarma işlemi yapmak bile büyük bir korkuya yol açabilir. Üniversiteden matematik diplomam olmasına rağmen ben de o durumdayım. "Matematik korkusu” olarak bilinen bu psikolojik durum üzerinde epeyce araştırma yapılmış. Bu gerçekten de sayı korkusu. Neyse ki bendeki daha çok anında yapılması gereken akıl hesaplarında ortaya çıkan bir sorun. Fakat birçok insan için eğitimlerini sekteye uğratan bir durum olabiliyor. Bu nedenle psikologlar bu ilginç sayı "fobisi”nin nedenlerini ve sonuçlarını araştırmış. Bu araştırmalar anketlere dayalı olmuş çoğunlukla. Katılımcılardan, matematikle ilgili herhangi bir iş karşısında, kitabı açmaktan sınava girmeye kadar, duygularını derecelendirmeleri istenmiş. Daha çok küçük çocuklar üzerinde araştırma yapılmış olmasına rağmen üniversite öğrencilerinin ve yetişkinlerin de bu paniğe kapıldığı biliniyor. Stres ve acı Son dönemlerde ise bu korkunun yol açtığı fizyolojik sonuçlar incelendi. Bu sırada kortizol gibistres hormonlarının salgılandığı görüldü. Matematik sınavına gireceğini bilmek bile yaralanma sırasında beyinde aktif hale gelen "acı matrisi” bölgesini harekete geçiriyordu. Örneğin coğrafyaya kıyasla matematiğin neden bu kadar korkuya yol açtığı tam olarak bilinmiyor. Fakat matematiğin kesin sonuçlar içermesi, yoruma yer bırakmaması başarısız olma korkusunu artırabiliyor. Fakat birçok korku gibi o da aslında temelsizdir ve başarı şansını azaltabilir. 2012'de ABD'de matematik korkusu olan 7-9 yaş arası çocukların beyin taraması yapıldığında, tehdit ve tehlike anında harekete geçen bademsi bölgenin yanı sıra gözlerin arkasında bulunan ve soyut işlemlerden sorumlu olan prefrontal korteksin de aktifleştiği görüldü. Bunun kısa dönemli "işleyen hafıza”yı azalttığı, bunun da çocukların konsantre olmasını ve matematik işlemlerini yapmasını zorlaştırdığı sanılıyor. Bu konudaki bir başka yorum ise endişe duygularının işlem yapmalarını engellediği. Öğretmen faktörü Bu korku duygusunun kaynağı çeşitli olabilir. Fakat bazıları öğretmenlerin kendi kaygılarını bir sonraki kuşağa aktardığına inanıyor. Çocuklar yetişkinlerin kaygılarını hissedip kendilerinin de tetikte olması gerektiğini düşünüyor. Öğretmenlerin tedirginlik derecesi öğrencilere de yansıyor. Bazı kültürel değerler de etkili olabiliyor. Örneğin kızların matematikte çok iyi olmadığı kanısı bu öğrencilerin matematik korkusunu körükleyebilir. Ayrıca gen faktörü de devreye girerse, yani genleriniz size genel olarak daha endişeli bir karakter vermişse matematiği de diğer "tehditler” gibi görebilirsiniz. Kaynağı ne olursa olsun korku tohumu bir kez düştü mü kendiliğinden büyüyebilir. Bir insan ne kadar endişeli ise performansı da o kadar düşük olacak, matematikten kaçtıkça tekrar karşılaşmaktan da o kadar çok endişelenecektir. Psikologlar bunun ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor. Matematik korkusu olan insanlar istatistikleri anlamakta zorluk çekecek, örneğin sigara içmenin ya da aşırı yemenin zararlarını gerektiği gibi anlamayabilecektir. Tedavisi var mı? Psikologlar endişeleri çoğu zaman kaçınma terapisi ile tedavi ediyor. Bu, endişeyle baş etmeyi öğrenmek için korkularla yüzleşmeyi içeriyor. Fakat matematik derslerine devam etmek soruna çözüm getirmeyebiliyor. Bir başka tedavi yöntemi ise duyguları yazılı ifade etmek. Birçok araştırmada korkular üzerinde düşünüp onları yazılı olarak dile getirmenin bu korkuların üzerinizdeki etkisini azalttığı görülmüştür. Bazıları da çocukları matematik testini tehdit olarak değil, kendilerini sınayacakları bir zorluk olarak görecek şekilde korkularına yeni bir gözle bakmalarını ve bu korkunun beceriksizlik anlamına gelmediğini anlamalarını sağlamanın işe yaradığına inanıyor. Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future'da okuyabilirsiniz.

Öğrencilerin Drama Eğitiminden Kazandığı 14 Şey
04-03-2016 05:01

Öğrencilerin Drama Eğitiminden Kazandığı 14 Şey

1. Topluluk önünde konuşma becerlerinizi geliştirir. Eğer kaygı düzeyiniz çok yüksek değilse, kendinizi insanların önünde konuşmaya zorlamak, bu konuda daha iyi olmanızı sağlayacaktır. Sesinizin perdesi, tonu ve değişimi… Tüm bunlar profesyonel hayatta da çok önemlidir. Eğer başarısızlığa uğrarsanız, drama kendinizi nasıl düzeltmeniz gerektiğini de öğretir. 2. Takım çalışmasının değerini öğrenirsiniz. Okulda bu beceriyi grup projeleriyle öğretmeye çalışırlar, ama asla dramadaki kadar etkili olmaz. Tiyatroda çok farklı insanlarla uzlaşmayı ve işbirliği yapmayı öğrenirsiniz. Aksi takdirde gösteri olmaz. Tiyatro yapanlar, sadece yıldızların değil, her bireyin değerli olduğunu bilir. 3. Size empatiyi öğretir. Sahnede oynayacak kadar iyi bir hale gelmesi için aylar boyunca bir karakter üzerinde derinlemesine çalışmak, normalde keşfetmek için zaman bulamayacağınız kadar eşsiz bir deneyimdir. Bir hikayenin içine tiyatrodaki gibi yoğun bir şekilde girdiğinizde, sizden çok farklı olabilecek insanlara karşı çok daha derin bir anlayış kazanarak çıkarsınız. 4. Stres yönetimi konusunda uzman olursunuz. Görünürde her şeyin yanlış gittiği bir durumda, sahneye harika bir gösteri koymayı öğrenebilirseniz, sabahlayarak çalışma ya da çılgınlar gibi sunum hazırlama gibi her tür zorlu durumla baş edebilirsiniz. Çok daha sakin ve aklı başında olursunuz, çünkü bu stresin karşılığını alabileceğinizi zaten bilirsiniz. 5. Özgüven kazanırsınız. Tiyatro ortamı, katılımcıların tuhaflıklar yapmalarını ve yeni şeyler denemelerini – kendilerini aptal durumuna düşürseler bile – destekleyen ve teşvik eden yapısıyla benzersiz bir ortamdır. Egonuzdan sıyrılmayı öğrenmek, gerçek dünyada çok az insanın öğrenmeye istekli olduğu bir beceridir. Kendinizi, başarıyı yakalamaya çalışırken biraz da mahçup olmaya şartlarsanız, o zaman daha fazla başarı elde edersiniz 6. Ama aynı zamanda biraz alçakgönüllük de öğrenirsiniz. Tiyatroda genellikle yaşananları hafifletmek için zaman yoktur. Tiyaronun ruhu destekleyicidir, ama açık bir zihinle karşılmanız gereken bazı dürüst, önemli geri bildirimler de alacağınızı bilseniz iyi olur. Zayıflıklarınızın size gösterilmesini nasıl ele alacağınızı ve bunları kişisel almadan üzerinde nasıl çalışacağınızı öğrenirsiniz. 7. Reddedilmeyle nasıl başa çıkacağınızı öğretir. Bir oyunda istediği rolü alamayan her insan, hayal kırıklığı duygusunu iyi bilir. Bir yetişkin olmak da iniş ve çıkışlarla doludur. Her zaman hayalinizdeki işe ya da daireye sahip olamazsınız. Ama tekrar ayağa kalkmayı öğrendiğinizde, bir sonraki büyük şeyin dışarıda bir yerde sizi beklediğini de bilirsiniz. 8. Zaman sınırına uyarak çalışmayı öğrenirsiniz. Okulda telafi testleri vardır, proje tarihleri uzatılır. Ama tiyatroda, hazır olsanız da olmasanız da gösteri her zaman devam etmelidir. Bir oyunda oynamak, size zaman sınırınıza uymanın ve etkili kısa yollar keşfetmenin yaratıcı yollarını öğretir (aslında zorlar). 9. Okuma becerileri kazanmanın kesin yoludur. 10. Kelimelere karşı takdir duygunuz artar. 11. Sizi daha karizmatik yapar. 12. Ezber becerileriniz mükemmelleşir. 13. Fiziksel olarak aktif olma alışkanlığı kazandırır. 14. Gerçek dünyadaki gibi profesyonel olmayı öğretir. Kaynak: http://www.buzzfeed.com/maritsapatrinos/ways-doing-theater-as-a-kid-can-help-you-as-an-adult-shor?bffbmain&utm_term=.mvdP5RzvZ#.ydmB8rpYN

 YGS’ye 10 gün Kala Yapılması Gerekeni ARİF HOCA Açıklıyor
01-03-2016 03:03

YGS’ye 10 gün Kala Yapılması Gerekeni ARİF HOCA Açıklıyor

Değerli öğrenci arkadaşlarım yapmanızı istediğim şey günde iki kez deneme sınavı olmanız  ve ortaya çıkan eksik konularınızdan daha sonra 30 tane soru çözmenizdir. söylemesi bu kadar basit. uygulaması size kalmış :)

ÖZEL DERSE FARKLI BİR BAKIŞ-1
23-02-2016 18:24

ÖZEL DERSE FARKLI BİR BAKIŞ-1

  Mevcut eğitim sisteminde ki noksanlıklar ve ortaya çıkan rekabet ortamı insanlarımızı okul eğitimi dışında farklı arayışlara itmiştir.Önce dershanelerin bu sisteme dahil olması bir nebze katkı sağlamışsa da ,bu kurumların etkisi zamanla azalmış gereken ihtiyacı karşılayamaz hale gelmiştir.Tabi istisnaların kaideyi bozmadığını da belirtmek isterim.Daha sonra bu arayışlar devam etmiş ve özel derse olan ilginin artmasına neden olmuştur.   Özel dersin direkt bireye hitap etmesi okul ve dershanelere göre daha çok fayda sağlamıştır. Ancak ülkemizde her şeyde olduğu gibi bu özel ders eğitiminde de istismarlar olmuştur.Özel ders işini yapanların çoğu parayı ön planda tutarak öğrenciyi bilgi ile doldurmak yerine ceplerini doldurmayı tercih etmişlerdir.Özel dersi sadece ders anlatmak olarak gören öğretmenlerin bir adım öteye gidemeyişi malumun ilanı olmuştur.Özel ders eğitiminin hiçte basit olmadığı ortaya çıkmış ve herkesin bu işi yapabilecek yetiye sahip olmadığını da göstermiştir.